(ANKARA) – CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile ilgili olarak iktidara çağrıda bulunarak, “Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi gerçek bir bütçe önceliği haline getirin” ifadesini kullandı.
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Bankoğlu, On İkinci Kalkınma Planı ve 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda yer alan kadın-erkek fırsat eşitliği konusunda duyarlı bütçeleme hedeflerinin bağlayıcı, ölçülebilir ve denetlenebilir politikalar haline dönüştürülmesinin elzem olduğunu vurguladı.
İktidarın eşitlik hedeflerinin kadınların yaşamında karşılık bulmadığını öne süren Bankoğlu, şu şekilde konuştu: “İktidar kalkınma planlarına eşitlik yazıyor, Bakan ise rakamları sıralıyor; fakat kadınlar yoksullukla, güvencesizlikle, şiddetle ve karşılıksız bakım yükümlülükleriyle yalnız bırakılıyor. Kadınların hayatını değiştirmeyen eşitlik vaatleri sadece siyasi bir aldatmacadır. Kadınların emeğini görünmez kılan ve eşitsizliği yeniden üreten bütçe anlayışı cinsiyetçi bir yaklaşımdır.”
On İkinci Kalkınma Planı’nın kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçeleme çalışmalarının yaygınlaştırılması ve bütçeleme süreçlerine entegre edilmesi gerektiğini hatırlatan Bankoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Peki, bu söylemlerin bütçedeki yansıması nerede? Kadınların hayatını dönüştürecek kaynaklar nerede? Ücretsiz bakım yükünü azaltacak kamu hizmetleri, kadınlara ekonomik bağımsızlık sağlayacak politikalar ve şiddet karşısında kadınları koruyacak mekanizmalar nerede? İktidar, kendi yazdığı planların gereğini yerine getirmek zorundadır. Kalkınma planına eşitlik yazıp bütçeyi kadınların ihtiyaçlarından bağımsız oluşturamazsınız. Kadınların hayatında somut karşılığı olmayan hedeflerle eşitlik sağlanamaz. Kadınlar broşürlerde, sunumlarda ve bütçe göstergelerinde var; peki gerçek hayatta neredeler? Bütçe, iktidarın gerçek önceliklerini yansıtır. Hangi hizmete kaynak ayırdığınız, hangi sorunu göz ardı ettiğiniz ve hangi toplumsal eşitsizliği sürdürdüğünüz siyasi tercihinizi gösterir. Eşitlik söyleminizin samimiyeti burada sınanır.”
“KAMU KAYNAKLARI KADINLARIN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI GÜÇLENDİRECEK Mİ?”
Bankoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın 2026 yılı bütçe görüşmelerinde kadın-erkek eşitliği açısından duyarlı gösterge sayısının 2022’de 39 iken 2026 için 60’a çıkarıldığını dile getirdi. Bunun üzerine Bankoğlu şunları ekledi:
“Biz bütçenin yani kaynakların kadınların haklarını, özgürlüğünü ve ekonomik bağımsızlığını nasıl etkilediğini sorguluyoruz. Ayrılan kaynağın ne kadarı yapısal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yöneliyor? Ne kadarı kadınları şiddetten korumaya gidiyor? Ne kadarı kamusal bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak için harcanıyor? 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi’ni incelerken de aynı soruları gündeme getiriyoruz. Kamu kaynakları gerçekten kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek mi? Çocuk, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri kamu sorumluluğu olarak ele alınacak mı? Kadınların istihdama katılımı ile eşit işe eşit ücret ilkesi güvence altına alınacak mı? Kadına yönelik şiddetle mücadele için yeterli kaynak ayrılacak mı? Bakan göstergelerden bahsediyor; biz ise kadınların hayatında görmek istediğimiz değişimi sorguluyoruz.
“DEVLETİN ÜSTLENMESİ GEREKEN SORUMLULUK KADINLARIN KARŞILIKSIZ EMEĞİ ÜZERİNDE YÜRÜTÜLÜYOR”
Kamusal bakım hizmetleri yetersiz kaldığında, kreşler yaygınlaşmadığında ve yaşlı ile engelli bakımının sorumluluğu ailelerin üzerine yıkıldığında bu yük en çok kadınlar tarafından taşınıyor. Kadınlar işlerinden ayrılmak veya ekonomik bağımsızlıklarından vazgeçmek zorunda kalıyor. Devletin üstlenmesi gereken sorumluluk ise bu durumda kadınların karşılıksız emeği üzerinden yürütülüyor. Kadınlara yüklenen görünmez emek ile aile içindeki roller üzerinden yeniden üretilen eşitsizlikler cinsiyetçi bir bakış açısını yansıtıyor. Bu bütçe de mevcut güç dengesizliklerini pekiştiren siyasi bir tercih olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik iktidarın ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ adı altında şekillendirdiği politikalar, kadınları bağımsız bireyler olarak değil geleneksel aile rollerinde hapsetme riskini artıran ideolojik metinlerdir.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEYİ GERÇEK BİR BÜTÇE ÖNCELİĞİ HALİNE GETİRİN”
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi güvence altına almayı amaçlayan maddelerin bulunduğunu hatırlatan Bankoğlu, iktidara açık bir çağrıda bulundu:
“Hükümete çağrımız net: Kendi kalkınma planınızda yer alan eşitlik hedeflerine sahip çıkın. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi sadece sunumlarda görülen göstergelerle sınırlı tutmayın. Bütçenin hazırlanmasından uygulanmasına kadar her aşamada eşitliği temel alın. Kadınların ücretsiz bakım emeğini azaltacak kamu hizmetlerini yaygınlaştırmayı sağlayın. Kadın istihdamını destekleyin ve ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirin. Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi gerçek anlamda bir bütçe önceliği haline getirin. Kamu kurumları harcamalarının kadın yaşamına etkisini açıklasın ve hedeflerle sonuçlar kamuoyunun denetimine açık olsun. Bizim amacımız ise yoksullukla mücadelede kadınlara daha iyi bir gelecek sağlamaktır.